Peki siz hiç kitap kokladınız mı ?

Ortaokul 1’de başladım kitap kokularını almaya. Öyle hoş bir kokusu vardı ki ilk keşfettiğimde beni okumaya çeken şey aslında tam olarak buydu. Hem o yazıların taşıdığı anlamların kokusu hem de kendine has yaprak kokusu var ya hani işte tam olarak o beni çekti kendine. O koku benim başımı döndürüyor adeta haz veriyor. O koku bir alfabesini sadece anlayanın bildiği bir dildir. Koku çeker derinliğine sizi…
Hep sormuşumdur kendime kitaptan yayılan koku kağıttan mı boyasından mı ama hayır zamanla anladım ki bunların ikisi. Bir de her kitap farklı kokuyor şiir kitapları mesela daha büyülü, buğulu, tütsülü, gizemli… Ders kitapları biraz daha ağır, öykü roman kitapları hemen koku yaymıyor biraz bekletiyor. Felsefe kitapları çok ciddi ve derin nefesle duyuruyor kokusunu. Neyse ki kitaplar bütün duyguları ve duyuları harekete geçiriyor. Ben buradayım diyor. Kokuyla iletişim kuruyor. O kokuyla beyne yüreğe ulaşıyor. Adeta kalbin her çarptığında beyne kan gitmesi gibi… Her yalnız kaldığımda kokluyorum hangi kitap kokusu daha keskin geliyor burnuma. En yoğun geleni seçiyorum kitaplığımdan. O gün onun kokusu daha yoğun geliyorsa biliyorum ki onu okumalıyım çünkü beni kendine çekmesinin bir anlamı olmalı…
Yazar: Dilek YAĞCI